Boyun ağrısı, ense kökünden omuz kuşağına kadar uzanan alandaki kas, bağ, eklem veya sinir dokularının gerilmesi, iltihaplanması ya da aşırı zorlanmasıyla ortaya çıkan şiddetli rahatsızlık hissidir. Bu durum çoğunlukla gün boyu bilgisayar ekranına yanlış açıyla bakmak, hareketsiz yaşam, yoğun stres, uygunsuz yastık kullanımı gibi postür hatalarından kaynaklanır; bazen de fıtık veya kireçlenme gibi yapısal deformasyonlarla tetiklenir. Kas spazmlarını çözmek ve boyun ağrısına iyi gelmesi için ilk etapta sıcak veya soğuk kompres uygulamak, ergonomik çalışma alanları oluşturmak, kasları nazikçe esneten egzersizler yapmak ve uzman kontrolünde destekleyici tedaviler almak hızlı bir rahatlama sağlar.
Boyun Ağrısı Anatomik Yapıdan Kaynaklı Olarak Neden Olur?
Boyun omurgası, bedenimizin en hareketli ve aynı zamanda hassas bölgelerinden biridir. Yedi adet omur kemiğinden oluşan bu yapı ortalama beş kilogram ağırlığındaki başımızı gün boyu dik tutmaya çalışır. Sadece başı taşımakla kalmaz, aynı zamanda sağa sola dönme, yukarı aşağı bakma gibi çok yönlü ve karmaşık hareketleri de bir uyum içinde gerçekleştirmemizi sağlar. Bu geniş hareket kabiliyeti, omurların arasındaki kıkırdak yastıkçıklar, arkadaki bağlantı eklemleri, bağlar ve bölgeyi saran kas grupları sayesinde mümkün olur.
Ancak bu kadar çok hareket eden ve sürekli bir yük taşıyan mekanizma, doğası gereği yıpranmaya ve mikro düzeyde zedelenmelere oldukça müsaittir. Kemikler, kaslar, bağlar veya omurilikten kollara doğru dağılan sinir ağlarının herhangi birinde meydana gelen ufak bir zorlanma, inflamasyon veya aşınma, boyun ağrısının temelini oluşturabilir. Bölgenin zengin bir sinir ağına sahip olması, hissedilen rahatsızlığın bazen omuzlara, kollara veya sırt bölgesine yayılmasına da yol açar. Zamanla bu anatomik yapıların esnekliğini kaybetmesi, dokular arasındaki sürtünmeyi ve baskıyı artırarak ağrı sürecini daha da belirgin hale getirebilir.
Duruş Bozuklukları Boyun Ağrısını Nasıl Etkiler?
Modern hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelen teknolojik cihazlar, bedenimizin doğal duruşunu giderek daha fazla bozma eğilimindedir. Günün büyük bir bölümünü ekranlara bakarak geçirmek, boyun omurgası üzerindeki mekanik yükü ciddi boyutlara taşıyabilir. Tıbbi değerlendirmelerde mesaj boynu olarak da bilinen bu durum başın doğal hizasından öne doğru kaymasıyla başlar. Başımız tam dik konumdayken boyun omurlarına binen yük dengeli bir şekilde dağılırken, başın öne doğru hafifçe eğilmesi bile bu yükün katlanarak artmasına yol açar.
Bu sürekli gerilim, boynun arka kısmındaki kaslarda ve omuz kuşağında zamanla kronik bir yorgunluk yaratır. Kasılan dokulara yeterince kan gidemez, oksijen akışı azalır ve dokularda atık maddeler birikmeye başlayabilir. Bu durum kas liflerinde mikroskobik yırtılmalara ve spazmlara zemin hazırlar. Dışarıdan elle dokunulduğunda hissedilebilen sert kas bantları ve tetik noktalar oluşabilir. Duruş bozukluğu devam ettiği sürece, kaslar kendini toparlama fırsatı bulamaz ve ağrı kısır bir döngüye dönüşebilir.
Ortaya çıkan temel problemler şunlardır:
- Kas spazmları
- Tetik noktalar
- Bölgesel hassasiyet
- Hareket kısıtlılığı
- Yansıyan omuz ağrısı
Boyun Fıtığı Boyun Ağrısına Nasıl Yol Açar?
Boyun omurgasındaki kemiklerin arasında, hareketlerimizi yumuşatan ve darbelere karşı amortisör görevi gören kıkırdak yapılı diskler bulunur. Bu disklerin dış kısmında oldukça dayanıklı bir çeper, iç kısmında ise jel kıvamında yumuşak bir çekirdek yer alır. Günlük hayatta yapılan ani hareketler, tekrarlayan zorlanmalar veya yaşın ilerlemesine bağlı olarak disklerin sıvı kaybetmesi sonucunda, dış kısımdaki sert çeperde zedelenmeler oluşabilir. Bu zedelenmelerden dışarıya doğru taşan iç kısımdaki jelatinsi doku, omurilik kanalına veya sinirlerin çıktığı dar geçitlere doğru ilerleyebilir.
Fıtıklaşan doku, o bölgeden geçen sinir köklerine sadece fiziksel olarak baskı yapmakla kalmaz. İçeriden dışarı sızan bu yapı vücudun savunma sistemi tarafından yabancı bir madde gibi algılanır ve o bölgede güçlü bir kimyasal reaksiyon süreci başlayabilir. Salgılanan bu maddeler, sinir kökünü tahriş ederek hastaların hayatını zorlaştıran şikayetlerin başlamasına zemin hazırlayabilir. Bu süreçte hissedilen rahatsızlık sadece boyun bölgesinde kalmaz, sinirin uzandığı hat boyunca geniş bir alana yayılım gösterebilir.
Görülen temel şikayetler şunlardır:
- Elektriklenme hissi
- Yanma
- Uyuşma
- Karıncalanma
- Batma
- Güç kaybı
Eklem Kireçlenmeleri Boyun Ağrısı Sebebi Midir?
Boyun omurgasının arka kısmında, omurları birbirine bağlayan ve boynun hareketlerini yönlendiren küçük faset eklemleri bulunur. Yaşın ilerlemesiyle birlikte disklerin su içeriğini kaybedip çökmesi, omurganın yük taşıma dengesini değiştirebilir. Bu durum arka taraftaki faset eklemlerinin üzerine binen baskının artmasına yol açar. Artan yüke maruz kalan bu küçük eklemlerde zamanla kıkırdak dokusu aşınmaya, eklem içi yapılar hassaslaşmaya ve kireçlenme olarak bilinen kemiksi çıkıntılar oluşmaya başlayabilir.
Faset eklemlerinden kaynaklanan ağrılar, farklı bölgelere yansıma eğilimi gösterebilir. Ancak buradaki yansıma, sinir baskısından ziyade eklemin kendi yapısından kaynaklanan bir ağrı haritası çizer. Hastalar genellikle boyunlarını arkaya doğru yatırdıklarında veya sağa sola çevirdiklerinde ağrılarının daha belirgin hale geldiğini hissedebilirler. Eklemin bulunduğu seviyeye göre bu rahatsızlık başın arka kısmına, omuzlara veya sırt bölgesine yayılabilir. Bu durum hastaların günlük işlerini yaparken sürekli bir tutukluk hissetmelerine zemin hazırlayabilir.
Kireçlenmenin etkileyebileceği bölgeler şunlardır:
- Ense kökü
- Kürek kemikleri
- Omuz kuşağı
- Boyun tabanı
Boyun Ağrısı Baş Ağrısına Neden Olabilir Mi?
Geçmek bilmeyen baş ağrılarının nedeni araştırılırken genellikle sorunun beyin veya migren odaklı olduğu düşünülebilir. Ancak bazı durumlarda, şikayetlerin asıl kaynağı boyun bölgesindeki yapısal problemler olabilir. Boynun en üst kısmında yer alan omurlar, eklemler ve kaslar ile baş bölgesinin duyusunu algılayan sinir yolları arasında oldukça yakın bir komşuluk ilişkisi vardır. Omurilik düzeyindeki bu nörolojik bağlantı, boyun bölgesindeki bir problemin sinir sistemi tarafından baş ağrısı şeklinde algılanmasına zemin hazırlayabilir.
Boynun üst kısımlarındaki eklem aşınmaları, kas spazmları veya bağ dokusu zedelenmeleri, bu ortak sinir yolları üzerinden baş bölgesine yansıyarak ataklara dönüşebilir. Bu duruma servikojenik baş ağrısı adı verilir. Genellikle tek taraflı başlayan, ense kökünden şakaklara ve gözlerin arkasına kadar ilerleyebilen bu ağrılar, boyun hareketleriyle tetiklenme eğilimi gösterebilir. Sorunun kökeni boyun olduğu için, sıradan ağrı kesiciler çoğu zaman yeterli rahatlamayı sağlamada eksik kalabilir.
Hissedilen ağrının yansıyabileceği bölgeler şunlardır:
- Şakaklar
- Göz arkası
- Alın bölgesi
- Başın arka kısmı
Başarısız Cerrahi Sonrası Boyun Ağrısı Neden Devam Eder?
Bazı hastalar, yaşadıkları şikayetler nedeniyle boyun fıtığı veya kanal daralması gibi teşhislerle cerrahi operasyon geçirebilirler. Ancak ameliyat sonrasında hedeflenen rahatlama her zaman sağlanamayabilir veya bir süre sonra ağrılar geri dönebilir. Bu tablo cerrahi sonrası iyileşme dokularının istenmeyen şekillerde gelişmesinden kaynaklanabilir. Ameliyat bölgesinde dokular iyileşirken, normalde olmaması gereken sert fibroz yapışıklıklar oluşabilir. Bu yapışıklıklar, omurilik zarını ve o bölgeden geçen hassas sinir köklerini sarmalayarak baskı yaratabilir.
Bunun yanı sıra ameliyat edilen seviyenin sabitlenmesi durumunda, boynun hareket yükü komşu omurlara aktarılabilir. Bu durum o bölgelerdeki dokuların normalden daha hızlı yıpranmasına yol açarak yeni hassasiyet alanları yaratabilir. Hastalar genellikle ameliyat alanında devam eden, gerilme hissine benzeyen rahatsızlıklar yaşayabilirler. Ayrıca kollara doğru inen, standart tedavilere direnç gösterebilen sinir kökenli sızılar da bu sürece eşlik edebilir.
Bu durumda karşılaşılabilecek şikayetler şunlardır:
- Yanıcı ağrılar
- Sürekli gerilme hissi
- İnatçı uyuşmalar
- Hareketle artan sızılar
Hangi Belirtiler Boyun Ağrısı İçin Tehlike İşaretidir?
Çoğu zaman boyun ağrıları mekanik kaynaklıdır ve basit önlemlerle büyük ölçüde gerileyebilir. Ancak bazı durumlarda, altta yatan çok daha ciddi bir nörolojik sorunun habercisi olabilirler. Tıbbi değerlendirmelerde kırmızı bayrak olarak nitelendirilen bu belirtiler omuriliğin ciddi şekilde baskı altında kaldığını, enfeksiyon geliştiğini veya farklı yapısal problemlerin varlığını gösterebilir. Özellikle omurilik ana halatının sıkışması, kişinin ince motor becerilerinde yavaş yavaş bozulmalara yol açabilir.
Örneğin gömlek düğmelerini iliklerken zorlanma, eldeki eşyaları düşürme veya yürürken dengeyi sağlayamama gibi durumlar ortaya çıkabilir. Bu tür belirtiler fark edildiğinde, zaman kaybetmeden detaylı bir nörolojik inceleme yapılması oldukça önemlidir. Erken aşamada fark edilen bu işaretler, ileride oluşabilecek kalıcı durumların önlenmesine yardımcı olabilir.
Dikkat edilmesi gereken acil durum işaretleri şunlardır:
- Ellerde beceriksizlik
- Denge kaybı
- İdrar kaçırma
- Açıklanamayan kilo kaybı
- Yüksek ateş
- İlerleyici güç kaybı
- Geceleri uyandıran derin ağrı
Boyun Ağrısına Ne İyi Gelir ve İlk Aşamada Neler Yapılır?
Herhangi bir acil tehlike işareti barındırmayan, genellikle kas spazmı veya hafif düzeyde fıtığa bağlı gelişen boyun ağrılarında ilk aşama vücudun kendi onarım sürecini desteklemektir. İlaç tedavileri bu dönemde oldukça sık tercih edilir ve genellikle dokulardaki ödemi dağıtmak amacıyla kullanılır. Kaslarda oluşan inatçı krampları gevşetmek için kısa süreli destekleyici ilaçlara başvurulabilir. Eğer sinir kökünde bir tahriş varsa, sinir hassasiyetini yatıştırmaya yardımcı olabilecek özel ilaç grupları da değerlendirilebilir.
Bu süreçte hareketsiz yatmak yerine, dokuları koruyarak kontrollü bir şekilde hareket etmeye başlamak iyileşme sürecini olumlu yönde etkileyebilir. Fizik tedavi uygulamaları, bu dönemin en önemli yardımcılarından biridir. Yüzeysel veya derin ısıtıcılar, elektriksel akımlar ve hafif çekme yöntemleri, dokuların gevşemesine büyük ölçüde katkı sağlayabilir. Akut dönem atlatıldıktan sonra ise boyun kaslarını güçlendiren egzersizler, ağrının tekrarlamasını engellemeye yardımcı olabilir.
Günlük hayatta uygulanabilecek destekleyici adımlar şunlardır:
- Ergonomik yastık kullanımı
- Ekran hizasının düzeltilmesi
- Düzenli mola verilmesi
- Boyun germe egzersizleri
- Doğru oturma pozisyonu
Fizik Tedavi İşe Yaramadığında Boyun Ağrısı İçin Hangi Yöntemler Uygulanır?
Hastaların bir kısmı uygulanan ilaç tedavileri ve fizik tedavi seanslarıyla günlük yaşantılarına dönebilirler. Ancak bazı vakalarda, aradan haftalar geçmesine rağmen ağrılar yaşam kalitesini düşürmeye devam edebilir. Gece uykuları bölünebilir ve basit günlük işler zorlaşabilir. Öte yandan hastanın durumu acil bir açık ameliyat gerektirecek düzeyde bir felç tablosu da içermeyebilir. İşte tam bu noktada klasik tedavilerin yetersiz kaldığı ancak cerrahi müdahalenin de henüz gerekmediği bir dönem ortaya çıkar.
Bu aşamada devreye giren girişimsel ağrı tedavileri, sorunun kaynağına doğrudan müdahale etmeyi amaçlar. Ameliyatsız teknikler olarak da bilinen bu yöntemlerde temel hedef, ağrı sinyallerini taşıyan sinirleri veya inflamasyonlu dokuları nokta atışıyla tedavi etmektir. İleri teknoloji ürünü görüntüleme cihazları eşliğinde gerçekleştirilen bu işlemler, hastanın genel anestezi almasına gerek kalmadan uygulanabilir. Bu sayede dokulara zarar verilmeden, bölgenin yapısı korunarak ağrının kaynağında kontrol altına alınması hedeflenir.
İşlemlerde kullanılan başlıca görüntüleme rehberleri şunlardır:
- Ultrasonografi cihazları
- Floroskopi sistemleri
- Anjiyografi cihazları
Boyun Ağrısında Nokta Atışı Tedavisi Nasıl Uygulanır?
Toplum arasında genellikle nokta atışı tedavisi olarak adlandırılan yöntem boyun fıtıklarında veya kanal daralmalarında değerlendirilen epidural steroid uygulamalarıdır. Bu işlemin mantığı, ağrıya ve ödeme neden olan kimyasal reaksiyonları doğrudan sorunun yaşandığı anatomik bölgede yatıştırmaya çalışmaktır. Fıtıklaşan bir diskin sinir köküne yaptığı baskı, o bölgede bir tahrişe ve şişliğe yol açar. Ağızdan alınan ilaçların o daracık alana ulaşması sınırlı kalabilirken, nokta atışı enjeksiyonlarda gerekli ilaç karışımı doğrudan sinirlerin geçtiği boşluğa ulaştırılır.
İşlem sırasında güvenlik ve doğruluğu sağlamak adına her adım ekrandan takip edilir. İlaç karışımı bölgeye verildiğinde, sinir kökünün etrafında birikmiş olan maddelerin bölgeden uzaklaştırılması desteklenir. Bu sayede sinir üzerindeki baskının azalması, dokudaki ödemin hafiflemesi ve uyuşma gibi şikayetlerin gerilemesi sağlanabilir. Fıtığın konumuna göre iğnenin giriş yeri, hekim tarafından en güvenli bölge seçilerek belirlenir.
İşlemin amaçladığı temel faydalar şunlardır:
- Ödemin azaltılması
- Bölgesel iltihabın baskılanması
- Sinir kökünün rahatlatılması
- Ağrı döngüsünün zayıflatılması
Sinir Yakma İşlemi Boyun Ağrısı Tedavisinde Nasıl Kullanılır?
Özellikle boyun kireçlenmelerine bağlı olarak gelişen ve boynu hareket ettirmekle şiddetlenen ağrılarda, radyofrekans tedavisi oldukça etkili bir seçenek olabilir. Halk arasında sinir yakma olarak bilinse de aslında bu işlemde sinir dokusu tamamen tahrip edilmez; ağrı sinyallerini beyne iletme fonksiyonu güvenli bir ısı dalgasıyla geçici olarak durdurulur. Tedavi süreci genellikle iki aşamadan oluşur. İlk aşamada, ağrının gerçekten hedeflenen eklemden kaynaklanıp kaynaklanmadığını doğrulamak için çok ince bir iğneyle deneme amaçlı lokal anestezi yapılır. Hastanın ağrıları hafifliyorsa hedefin doğru olduğu anlaşılır.
İkinci aşamada ise, ağrıyı ileten sinir lifine radyofrekans enerjisi gönderilerek kontrollü bir ısı oluşturulur. Bu işlemden önce, hastanın kaslarında seğirme olup olmadığı dikkatlice kontrol edilerek hareket sinirlerinin güvende olduğundan emin olunur. Gerekli güvenlik testleri geçildikten sonra uygulanan radyo dalgaları, sinirin ağrı iletim yolunu belirli bir süre boyunca kesintiye uğratabilir. Bu yöntem sayesinde hastalar, ameliyat stresi yaşamadan uzun bir süre boyunca rahatlayabilirler.
İşlem öncesi gerçekleştirilen güvenlik testleri şunlardır:
- Duyu kontrolleri
- Motor kas uyarımları
- Görüntüleme doğrulamaları
Geçmeyen Boyun Ağrısında Kateter Yöntemi Nasıl Uygulanır?
Daha önce geçirilmiş boyun cerrahileri sonrasında ameliyat bölgesinde oluşan yapışıklıklar, sinirlerin özgürce hareket etmesini kısıtlayabilir. Bu durumda değerlendirilen kateter yöntemi, oldukça hassas bir süreçtir. Esnek yapılı ve ucu yönlendirilebilir bir kateter, görüntüleme cihazlarının kılavuzluğunda boyun bölgesindeki kanala yerleştirilir. Hedef bölgeye ulaşıldığında, düşük miktarda ilaçlı maddeler verilerek yapışıklığın bulunduğu sınırlar haritalandırılır.
Ardından, kateterin fiziksel hareketiyle bu sert bantlar nazikçe açılmaya çalışılır. Aynı esnada, yapışıklıkları esnetmeye yardımcı olan özel enzimler ve doku rahatlatıcı sıvılar doğrudan bu bölgeye enjekte edilir. Hem mekanik hem de sıvı basıncıyla sağlanan bu temizlik, sinir köklerinin etrafındaki baskıyı hafifleterek dokuların yeniden rahatça beslenmesine olanak tanıyabilir. Ameliyat sahasında siniri sıkıştıran dokuların gevşemesi, inatçı ağrıların yatıştırılmasına büyük oranda katkı sunabilir.
Uygulanan sıvıların temel amaçları şunlardır:
- Yapışıklıkların esnetilmesi
- Ödemin hafifletilmesi
- Doku kanlanmasının desteklenmesi
Boyun Ağrısı Tedavisinde Radyofrekans Yöntemleri Nelerdir?
İnatçı sinir ağrılarında, sinire ısı vererek ağrı iletimini durdurmak yerine, sinirin çalışma sistemini yeniden düzenlemeye yönelik farklı bir yöntem tercih edilebilir. Bu yaklaşıma radyofrekans ile nöromodülasyon adı verilir. Sinir kökünün omurilikten çıktığı ana istasyon noktasına ulaşıldığında, cihazın ucu yüksek derecelere kadar ısıtılmaz; vücut dokularına zarar vermeyecek güvenli bir seviyede tutulur. Bölgeye aralıklı olarak yüksek voltajlı bir elektrik alanı uygulanır.
Oluşturulan bu elektriksel alan, ağrıyı taşıyan sinir liflerinin hücresel düzeydeki işleyişini düzenlemeye yardımcı olur. İyon kanallarının çalışmasını geçici olarak değiştirerek ağrı sinyallerinin iletimini yavaşlatabilir. Dokuda herhangi bir yapısal hasar bırakmadan, sinirin elektriksel aktivitesini dengeleyerek rahatlama sağlayan bu yöntem kronikleşmiş boyun fıtığı şikayetlerinde oldukça faydalı sonuçlar doğurabilir.
Bu yöntemin sunduğu başlıca avantajlar şunlardır:
- Dokularda hasar oluşturmaması
- Isı kaynaklı risklerin bulunmaması
- Sinir bütünlüğünün korunması
- Hücresel düzeyde etkileşim sağlaması
Kas Kaynaklı Boyun Ağrısı Durumunda Hangi Enjeksiyonlar Yapılır?
Duruş bozuklukları veya yoğun stres altında çalışan kişilerde, boyun ve omuz bölgesindeki kaslarda oluşan sert bantlar önemli bir ağrı kaynağı olabilir. Kulunç olarak da bilinen bu tetik noktalar, kasın içinde hapsolmuş düğümcüklerdir. Bu durumlarda uygulanan temel işlemlerden biri tetik nokta enjeksiyonlarıdır. Tespit edilen bu düğümcüklerin merkezine lokal anestezik sıvılar enjekte edildiğinde, kas liflerinde oluşan kramplar çözülerek bölgenin rahatlaması sağlanabilir.
Kas spazmları sık sık tekrarlıyorsa, daha uzun etkili bir seçenek olan botulinum toksini değerlendirilebilir. Bu uygulama, kasın sinirle buluştuğu noktada kasılma emrini veren maddenin salınımını geçici olarak kısıtlar. Sorunlu kas gruplarına uygulandığında, kaslarda uzun sürecek bir gevşeme ortamı yaratabilir. Kasların istirahate çekildiği bu dönem, boyun eklemlerine binen aşırı yükü de azaltarak hastanın yaşam konforunu büyük ölçüde destekleyebilir.
Kaslara yönelik yapılan uygulamalar şunlardır:
- Tetik nokta enjeksiyonları
- Kuru iğneleme işlemi
- Lokal anestezik enjeksiyonları
- Botulinum toksini uygulamaları
Geçmeyen Boyun Ağrısı İçin Ne Zaman Uzmana Başvurulmalıdır?
Boyun ağrısının doğru bir şekilde yönetilmesi, şikayetlerin hangi aşamasında ilgili uzmana danışılacağının bilinmesiyle yakından bağlantılıdır. Çoğu kişi basit önlemlerle sağlığına kavuşsa da tedavide gecikmek ağrının sinir sisteminde yerleşik bir hal almasına neden olabilir. Zamanında yapılmayan müdahaleler, bedenin ağrıyı farklı kodlamasına ve sürecin uzamasına zemin hazırlayabilir. Diğer taraftan, cerrahiye tam anlamıyla uygun olmayan durumlarda aceleyle verilen ameliyat kararları da süreci zorlaştırabilir.
Eğer haftalar süren dinlenme ve egzersiz programlarına rağmen şikayetleriniz gerilemiyorsa, gece uykularınız bölünüyorsa ve günlük aktivitelerinizi yaparken zorlanıyorsanız, girişimsel ağrı tedavileri konusunda deneyimli bir uzmana başvurmak önemli bir adım olabilir. Doğru zamanda yapılan teknoloji destekli müdahaleler, bedenin doğal yapısını koruyarak daha konforlu bir hayata adım atmanıza büyük ölçüde yardımcı olabilir.
Uzman değerlendirmesi gerektiren başlıca durumlar şunlardır:
- Haftalarca gerilemeyen ağrılar
- Uykuyu bölen gece şikayetleri
- Günlük hayatı zorlaştıran hareket kısıtlılığı
- Kollara yayılan inatçı uyuşmalar
- Düzenli fizik tedaviye yanıt alınamaması

Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı
Uzm. Dr. Enis Biçerer, 1978 yılında Manisa’da doğdu. Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nden mezun olduktan sonra, GATA Haydarpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanlığı Eğitimini tamamladı.
Proloterapi ve Nöral Terapi eğitimleri alarak ağrı tedavileriyle ilgili önemli çalışmalar gerçekleştiren Dr. Biçerer, ozon tedavisi konusunda da uzmanlaşmış ve bu alanda deneysel çalışmalar yapmıştır.

